2018, 2019, 2020… Ya sonra? Analiz
Habip BOZKURT ULUSLARARASI HUKUK VE KAMU HUKUKU UZMANI

JEOSAM Başkanı Habip Bozkurt:

2018, 2019, 2020… Ya sonra?

İki tam yıl geçmiş, yola çıktığımız ilk günün üzerinden. Yetişemiyoruz; zamanın akıp giden hızına, değişen gündeme… Üzülüyoruz; kaybettiklerimize… Seviniyoruz; kazandıklarımıza… Ve her daim umutluyuz, bizleri bekleyen güzel günlerden ve gelecekten…

Geride bıraktığımız yıl oldukça hareketli ve geleceği etkileyecek birçok olayı tetikleyen, birden fazla aksiyonun gerçekleştiği bir yıl olarak hafızamızda yer kazandı. Amerika’nın Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanıması, Venezuela, Bolivya ve Sudan’daki siyasi olaylar, Akdeniz’deki hareketlilik, enerji koridorları, terör örgütlerinin faaliyetleri ve Türkiye’nin tüm bu olanlar karşısındaki duruşu, bu satırları yazarken film şeridi gibi gözümün önünden akıp geçti.

Kadim coğrafyanın garip çocukları ezilmeye devam ederken, İslamofobi üzerinden yürütülen tartışmalar hiçbir çözüm getirmezken, çocuklar ve kadınlar atılan bombalarla ya ölüyor ya da tecrit edilerek mülteci konumuna düşürülüyor. Kutsal mekânların dokunulmazlıklarından bihaber vahşiler, insanları savunmasız anlarında, ibadethanelerinde öldürmekten hiç çekinmediler.

Çevremizde gelişen ve bizi doğrudan ilgilendirdiğinden zerre şüphemin olmadığı olayları, gelecek günlerde de yakından takip etmemiz gerektiği, ilgi ve dikkatimizden taviz vermeden, titizlikle takip etmemiz kanaatini sizlere paylaşmak istiyorum.

 

Her şeye ve herkese rağmen güzel şeylerin de olduğu bir yıldı 2019. Milli ve yerli silah hamleleri, enerji alanındaki etkinliğimiz, terör örgütlerine vurulan darbeler, uluslararası arenada kazandığımız siyasi başarılar; dünyada her geçen gün artan kan ve gözyaşının içinde Türkiye’nin vakarlı duruşuna önem katıyor. Jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip bir coğrafyanın kaderi elbette büyük bir devlet olmayı gerektirirken, geçmişinden aldığı tecrübe ve feraset mirası ile kadim coğrafyanın mazlum halklarına umut olmaya devam edecek.

İbn-i Haldun Mukaddime isimli eserinde, adaleti toplumdaki dengenin formülü olarak tanımlamıştır. Aynı zamanda halkın refahının artmasının, zenginleşmesinin, bireylerin devlete rızalarıyla bağlanmalarının, bu suretle devletin güçlenmesinin ve devamlılığının garantisi olarak değerlendirmiş,  bu konu ile ilgili Mevlana Celaleddin-i Rumi’de şöyle demiştir: “Adalet ve insaf süpürgesiyle fitne, kargaşalık tozları süpürülmüştür”.

 

Genç cumhuriyetimizin, son yıllarda dâhili ve harici müdahale çabaları ile inkıtaya uğratılan demokratik kazanım ve çabalarının, yeni yılda, yeni bir perspektif ile sürekliliğinin devam etmesi önemlidir. Toplumsal eleştirilerin başında gelen hukukun siyasallaşması eleştirilerinin dikkate alınması, yargının yeniden bağımsız bir erk olarak üzerindeki her türlü şaibe ve gölgeden arındırılması, kuvvetler ayrılığındaki hak ettiği konuma yeniden getirilmesi, yeni yılda önem arz etmektedir. Yargı reformu çerçevesinde planlanan süreçler ve atılması muhtemel adımlar bu durumun önemini tasdik etmiştir.

 

Zira bir toplumun mihenk taşı ve en büyük kazanımı hukuktur. Bu duygu ve düşüncelerle, yeni yılın, kadim coğrafyamıza ve milletimize hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler