15 TEMMUZ GÜNÜ NEDEN ANKARA’DAYDIM? Analiz
Aleksandr DUGIN Rus Siyaset Bilimci

ALEKSANDR DUGIN JEOSAM İÇİN YAZDI:

15 TEMMUZ GÜNÜ NEDEN ANKARA’DAYDIM?

Evet, ben 15 Temmuz 2016 Günü, yani Türkiye büyük bir uçurumun kenarındayken Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’daydım. Akıllara gelen ilk sorunun “Ankara’ya neden geldiniz?”, ikinci sorunun “Ankara’da ne yaptınız?”, üçüncü sorunun da “Ankara’da kimlerle görüştünüz?” olduğunu bilmeyecek kadar toy değilim. Hatta galiba artık birçok yaş grubuna göre ihtiyar bile sayılabilirim.

Yukarıda dile getirdiğim soruların cevapları, merakta kalan milyonlarca insanın zihnindeki soru işaretlerini giderebilir. Bazen her şeyi olduğu gibi anlatmak, insanları ferahlatabilir. Ama sizi temin ederim ki, daha sonra içini yakacak bir ferahlamayı kimse istemez. Sizce bu 3 sorunun cevabını vermeli miyim?

Türkiye Cumhuriyeti, Erdoğan’ın ipleri ele almaya başladığı yıllardan bu yana hiç kozlarını bu kadar açık oynamaya karar vermemişti. Aslına bakarsanız biz Ruslar için Türkiye, son çeyrek asırda hiç bu kadar heyecan vermemişti. Garip bir şekilde ‘Ergenekon Davası’ adı verilen o süreçte, Türkiye’de   –benim de hayalim olan- ‘Avrasya Birliği’ni destekleyenlerin hedef alındığını düşünmem bile bu heyecana engel olmadı.

Türkiye, Orta Asya steplerindeki ruhuna ne zaman yaklaşsa korkutur Batı’nın Uzun Bacaklılarını. “Rusları hiç kokutmaz” desem tabii ki doğruyu söylemiş olmam. Ancak Batı’dan farklı olarak bu süreç ‘Umut’ denilen ve Avrasya coğrafyasında karşılığı çok olan o duyguyu da getirir bize. Türkiye, atının dizginlerinde boşluk bırakmayan tecrübeli bir seyis misali, ipleri tamamen eline almaya başlayan Lideri’nin arkasında ‘asırlık ama zoraki’ ortaklıklarının dibini dinamitlemeye başlayınca ilk işareti aldı birileri.

Türkiye, Batı’nın güdümünden çıkamazdı onlara göre. Böyle bir hakkı yoktu, buna cesaret edemezdi. O Türkiye ki, hep emir almalıydı ABD’den, İngiltere’den, Almanya’dan hatta ‘verilen pis işleri layıkıyla yaptığı için kraker alacağı masaya yaklaşmasına izin verilen fino’dan farkı olmayan Parfümcü’den.

Ekonomik olarak büyüyen, eskiye nazaran halkı daha memnun, küresel olaylarda sesi daha çok çıkan bir Türkiye değil istedikleri, bu çok belli. Ankara ne zaman cesaretle adım atarsa saldırıya uğrayacak. Ancak Avrasya’nın hür ve asil ruhu da, Batı’nın büyük güçlerinin bileklerini masaya vurmadan yücelemeyecek.

Rusya, bir kuzey ülkesi ve devasa topraklara hakim bir devlet. Bu toprakların düşmanlarca sarılmaması için çevremizde güvenilir komşularımızın olması şart. Türkiye, Batı’nın Uzun Bacaklılarına karşı Rusya için güvenilir bir dost ve hep böyle kalmalı, Moskova da Türkiye’nin böyle kalması için elinden geleni yapmalı.

Yorum ve hatırlatmaların ardından yeniden başlığa dönersek… İlk paragrafta 3 soru sormuş, ikinci paragrafta ise “Sizce bu 3 sorunun cevabını vermeli miyim?” demiştim. Cevabınızı bilmiyorum ama ben hala kararsızım. Ama siz değerli okurların sorularının cevap bulması da çok kıymetlidir benim için.

Ben bir Devlet Başkanı Danışmanı’yım, bir Profesörüm ve aynı zamanda bir Sosyoloğum. Türkiye’yi, Türkleri ve Türk Edebiyatı Klasiklerini çok severim. Kemal Tahir’in Kurt Kanunu isimli kitabını okuduğumda aldığım notlardan biriydi şu iddia: “Mustafa Kemal’e düzenlenmek istenen İzmir Suikastı’nı, vaktinden önce Ankara’ya haber veren ve Mustafa Kemal’in Bandırma’da oyalanıp İzmir’e girişini geciktiren Bolşeviklerin gizli örgütü GEPEU imiş.”

 

Avrasya dünyanın en değerli coğrafyasıdır bana göre. Ve bu coğrafyanın en etkili iki gücü Rusya ve Türkiye’dir. Milyonlarca insanın rüyası olan Avrasya Birliği’ni tesis etmek için bu iki devin yardımlaşması gerekiyorsa, bu yardımlaşma bir lütuf değil kaçınılmaz bir sorumluluktur.

Bu Yazara Ait Diğer Makaleler